BEN KENDİ KENDİMİN PATRONUYUM !

Hiç çocuğunuzun bu sözleri söylediğini duydunuz mu? Eminim duymuşsunuzdur…

Hemen arkasından anlaşılmaz ve kabul edilemez bir davranış içine girdikleri olmuştur. !

Bir çok ailede bu sözler gergin bir ortam yaratır. Ebeveynlerin bu söze otomatik olarak ilk tepkisi ; “HAYIR değilsin!” olur.

Fakat ya cevap ….

“HAKLISIN ! SEN KENDİNİN PATRONUSUN !” olsa …..

Screen Shot 2016-03-16 at 20.09.05

BOOOMM !

Çatışma yok….

…..   ve müthiş bir öğrenme süreci !

Tüm insanlar güçlü olmayı ve kontrolün kendilerinde olmasını isterler, hatta çocuklar bile.

Özellikle çocuklar tüm yetkinin yetişkinlerin elinde olduğunu düşündükleri için kendilerini sıkça mağdur rolünde görürler. Aileleri onlara ne yapmaları gerektiğini söyler; öğretmenleri ne yapmaları gerektiğini söyler; koçları ne yapmaları gerektiğini söyler…

Çocuklarımızın yüksek öz-güven ve öz-saygıya sahip olmalarına yardımcı olmanın ilk adımı onlara kendi kendilerinin patronu olduklarını ve kendilerini güçlü görmelerini öğretmektir.

Kendi kendinin patronu olmak ne demek; Mağdur Mahir’in hikayesinde bakalım:

Mahir : – “Öğretmenim çok ödev veriyor, yüzme antrönörü çok fazla antrenman yaptırıyor, annem babam sürekli benden bir şey yapmamı istiyor. Bu durumda olmaktan hiç hoşlanmıyorum. Herkes beni kızdırıyor!” diye şikayet etti.

“Vay canına. Çok fazla insan seni kızdırıyor. Yani sen ‘Mağdur Mahir’ oldun” dedi Rehber Öğretmeni.

“Farkında mısın? Sen gücünü tamamen başkalarının eline bırakıyorsun ve bir mağdur gibi davranıyorsun. Bütün sorunlarının başkalarının hatası olduğunu düşünüyorsun. Herkesi sana bir şeyler yaptırmakla ve seni mutsuz etmekle suçluyorsun.”

“Ama bu onların hatası” diye bağırdı Mağdur Mahir. “Onlar devamlı bana ne yapacağımı söyleyerek patronluk taslıyorlar.”

“Ya sana güçlü olmanın sırrının başkalarını suçlamamak, bahaneler bulmamak olduğunu, bunun yerine hayatındaki herşey için tam sorumluluk almak olduğunu söyleseydim. Tam sorumluluk aldığında, kendi hayatının lideri olursun. – Kendi kendinin patronu.”

Sorumlu olmak demek, her anlamda kendi hayatının sahibi olmak demektir. – nasıl düşünüyorsun, nasıl hissediyorsun, olaylara nasıl karşılık veriyorsun, nasıl hareket ediyorsun. Kendi mutluluğunu, kendi neşeni, kendi başarını kendin yaratırsın! Bu gerçekten çok güçlü bir şey!” dedi Rehber Öğretmeni.

“Anlamıyorum. Ben sadece bir çocuğum. Nasıl bu kadar güce sahip olabilirim? Onlar benim patronum, ben değilim.” diye söylendi Mahir.

“Aaa” dedi Rehber Öğretmeni. “Bazen insanlar sorumluluklarını yapmak zorunda oldukları şeyler olarak görürler. Evet bazen yapmak istemediğimiz şeyleri yapmak zorunda kalırız, mesela bilgisayar oyununun ortasında sofrayı kurmak gibi; bununla beraber bu duruma nasıl karşılık vereceğimizi seçerek güçlü olabiliriz, yapmak istemediğimiz bir şey olsa bile.

Sen kendi güçlü duruşunu koruduğunda, “yapmak zorundayım“ düşüncesi ile mağdur biri olmak yerine, “yapıyorum” diyerek sorumlu biri olursun. Ve tam sorumluluk almak hayatta seni en çok özgürleştiren deneyimdir.

“Hala kafam karışık” dedi Mahir.

“Bir örnekle bakalım.” dedi Rehber Öğretmen. “Annen ve babanın sana yapmanı söylediği şeyi yapmak zorunda olduğunu söyledin, doğru mu? “Peki, annenle babanın sana yapmanı söylediği şeyi yapmazsan ne olur?” diye sordu Rehber Öğretmen.

“Bana kızarlar ve başım belaya girer.” dedi Mahir. “Ve genellikle bu durum benim o şeyi yapmamla sonuçlanır.”

Peki annenle babanın istediği şeyi yapmaya karar versen ne olur?” diye sordu Rehber Öğretmen.

“Yapılmış olur ve başım belaya girmez.” dedi Mahir.

“Hangisini tercih edersin, başının belaya girmesini mi, girmemesini mi?” diye sordu Rehber Öğretmen.

“Başımın belaya girmemesini tabi ki.”

“Eğer annenle babanın senden istediğini yapmayı seçersen, o zaman kontrol sende çünkü kararı sen verdin. Şikayet etmek ve direnmek yerine senden isteneni yapmayı seçtin. Bu seçiminin seni mağdur gibi hissettirmek yerine seni güçlü kıldığını görebiliyor musun?”

“O zaman gerçekten kendi kendinin patronu olmak için ne yapabilirsin?” diye sordu Rehber Öğretmen

“Sanırım bilgisayar oyununa başlamadan önce sofrayı kurabilirim.” dedi Mahir.

“Harika fikir!” dedi Rehber Öğretmen. “Annenin söylemesine gerek kalmadan, işler tamamen senin kontrolünde olurdu!”

“Evet bu harika bir çözüm!” dedi Mahir.

Bu hikayeyi çocuğunuzla paylaşın. Size de bir kaç tavsiyemiz var:

1- Patron olmak kuralları yıkmak anlamına gelmez.

Patron olmak için çocuklarınızın eylemlerini seçmeleri gerekir.

Toplum kuralları, okul kuralları, aile kuralları gibi kurallar vardır ve bunlara uyulması gerekir. Eğer bu kurallarla aynı fikirde değillerse seçebilecekleri bir kaç olasılık vardır:

a- Bu onlara güçlü bir duruş içinde olma imkanı sağlar. Azarlanma, zorla bir şeyin yaptırılması veya ceza          almak yerine, karar verme sorumluluğunu alıp mevcut kurallarla uyumlu olarak kendi kurallarını koymaları ve bu kurallara uymaları onları güçlü kılar.

b- İkinci olarak “patron” olabilirler ve kuralları yıkabilirler.

Bu düşünce onları sorumlu tutar, çünkü patron olmak herhangi bir dış etkeni, arkadaş, anne, baba vs. suçlamaksızın yıktığın kuralların sorumluluğunu almaktır.

c- Üçüncü olarak “patron” olabilirler ve farklı bir şey isteyebilirler

Bazen kurallar değiştirilebilir veya esnetilebilir. Çocuğunuza kurallara boyun eğmek veya isyan etmek yerine, farklı bir talepte bulunabileceklerini öğretin.

2- Patron olmak patronluk taslamak demek değildir.

Patron olmak başkalarına karşı nasıl bir tutum içinde olacağını seçmektir. İletişim içinde oldukları kişilere saygılı ve nazik mi olacaklar, yoksa kaba ve saygısız bir davranış içinde mi olacaklar? Seçimleri diğer kişilerle nasıl bir ilişki içinde olacaklarını direk olarak etkiler.

Çocuğunuz bir şey istediğinde ona ısrarcı ve talepkar olmak yerine kararlı bir biçimde ve nazikçe rica etmelerini öğretin. Bunu öğrendikleri zaman yaşamlarında kendilerini güçlü hissederler.

“Patron olmak hangi adımı atacağını seçmektir.”

O halde bir dahaki sefere oğlunuz veya kızınız “Ben kendi kendimin patronuyum” dediğinde onu şaşırtın ve “EVET Sensin!” diyin.